Bu sitede yer alan eserler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu 14, 15, 16, 17 ve internet ortamında yayın yapma ile ilgili diğer maddeler kapsamında korunmaktadır. İnternet ortamında umuma arz tarihi; 17-04-2018, Eser Sahibi; Prof. Dr. Atilla Soykan, Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan, Dr. Psk. Filiz Özekin Üncüer.  Eser sahibinin yazılı izni olmadan bir kısmı veya tamamı çoğaltılamaz, yayınlanamaz, eğitim ve benzeri amaçlarla ve diğer amaçlarla kullanılamaz. Mevzuat için http://www.telifhaklari.gov.tr/Genel-Sorular linkini inceleyebilirsiniz.

Ana Sayfa

Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi; Genel Bilgiler

Prof. Dr. Atilla Soykan, Dr. Psk. Filiz Özekin Üncüer; M+ Psikoterapi: 05067644000

 

Bilişsel davranışçı hipnoterapi, 3. kuşak bir terapi yöntemi olarak hem klasik hipnoterapiden, hem de bilişsel-davranışçı yaklaşımdan ayrışır. Bu yaklaşımların terapiye kazandırdığı teknikleri kullanılırken; problemlerin nedenleri-köklerini anlamaktan çok, kişinin çözüm becerilerine sahip olması ile uğraşılır; kalıplaşmış herhangi bir psikopatoloji teorisine değil, başvuran kişinin dünya görüşüne uygun açıklamalara ağırlık verilir; terapist çok esnektir ve bir teoriyi takip etmekten çok, kendi tarzını terapide ortaya koyar; kişinin geçmişinin onarılmasıyla değil, geleceğinin onun isteğine ve değer yargılarına uygun gelişmesiyle hem gelecek hem de geçmiş yaşantıların ‘onarılacağını’ kabul eder; çözülebilecek problemlerde problem odaklı, çözümü zor olan problemlerde ise duygu odaklı yaklaşımlar tercih edilir.


Bilişsel davranışçı hipnoterapi yaklaşımı ?

- Hipnoz ve hipnoterapi teorisi, genel olarak, psikolojik problemlerin ve psikopatolojinin bir nevi oto-hipnoz olduğunu ve işlevsel olmayan duygu, düşünce ve davranışların zihinde canlandırılması sonucu oluştuğunu varsayar. Bu bağlamda bilişsel bir kuramla psikopatolojiyi açıklar. Bununla bağlantılı olarak, modern bilişsel yaklaşımlar geliştirilmeden önce, davanışçı yaklaşımı kullanan Wolpe, Michenbaum, Salter, Lazarus ve hatta Ellis tarafıdan sıkça yoruma müdahale amacıyla kullanılmıştır.

- Bilişsel davranışçı hipnoterapi, davranışçı ve bilişsel terapide kullanılan etkin tekniklerin, hipnoterapi seansı içine katılabildiği bir yaklaşımdır,

-İşlevsel olmayan tepki-yanıtların değiştirilmesi için davranışçı terapi tekniklerinden; gerçekçi olmayan düşünce-yorum-imajinasyonların değiştirilmesi için bilişsel terapi tekniklerinden; relaksasyon, iyi hissetme ve bilişsel-davranışçı tekniklerle ele alınan konuların zihinde canlandırılması ve telkinlerle güçlendirilmesi amacıyla ise hipnoterapiden yararlanılır,

Bilişsel davranışçı hipnoterapi yaklaşımına şematik bakış 

Bilişsel  davranışçı terapi hakkında bilgi almak için tıklayın

Hipnoz ve hipnoterapi hakkında bilgi almak için tıklayın

 

Bilişsel davranışçı hipnoterapi teorisi ?

Hipno-BDT teorisi, bu yaklaşımı uygulayarak tedavi yapan psikoterapistin bakış açısına göre farklılıklar gösterir. Bu bölümde Prof. Dr. Atilla Soykan’ın aldığı eğitimlerden kazandığı bilgi ve uyguladığı terapilerden edindiği deneyimlere göre oluşturduğu teoriye yer verilecektir.

Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi Seansında Bilinç Durumu

Bilişsel davranışçı yöntemler önemli ölçüde öğrenme kuramlarına bağlı olduğundan, bu teknikleri uygulayanların üretilen çözümleri hayatlarına geçirebilmesi için bilinçlerinin açık ve olup-bitenin farkında olması gereklidir.  Bu yöntemlerin hipnoterapi seansına entegre edilmesi ile ilgili olarak en önemli soru, hipnoterapi sırasında bir bilinç değişikliği olup olmadığıdır.  Tarihsel olarak ve sahne hipnozunda yaratılan algıya rağmen, bilimsel çalışmalar, hipnoz ve hipnoterapi uygulamalarında normalden farklı bir bilinç durumunun olmadığını, oluşan değişikliklerin kişilerin beklentisi, motivasyonu ve uyum çabası ile ilişkili olduğunu ileri desteklemektedir. Bu bakış açısına göre, hipnoterapide farklı bir bilinç durumu oluşmaz çünkü;

·                     Deneyimli kişiler bile ‘gerçek’ hipnozdaki kişi ile hipnozdaymış taklidini yapanları ayıramazlar,

·                     Hipnoz altında gözlenen her fenomen, hipnoz dışında da oluşturulabilmiştir,

·                     Bilinç her aşamada açıktır ve kişi istemediğini kabullenmez,

·                     Nörofizyolojik bulgular bilinci açıkken dikkatini odaklamış ve hayal kuran kişilerle aynıdır,

·                     Hasta-terapist etkileşimi ile, kişi, yarar göreceği beklentisi geliştirir ve hipnoz olmuş rolüne girer,

·                     Hipnoterapistin yönlendirmesi ve beklentisi, sosyal öğrenme, imajinasyon kapasitesi, kişinin motivasyonu, beklentileri vb. ile ‘hipnoz’ ve ‘trans’ olgusu açıklanabilir,

·                     Oto-hipnoz yapılabilir ve  tüm hipnozlar aslında oto-hipnozdur.

 

Hipnoterapi teorisi temelli bilişsel yaklaşım

Klasik bilişsel terapide aynı kavrama yapılan atıf parantez içinde ve/veya kalın puntoyla gösterilmiştir.

Milton Erickson, insanların sürekli doğal bir hipnoz-dissosiasyon halinde olduğunu, bilinçli olarak pek çok önemli problemleri ile uğraşmaktan kaçındıklarını, onlarla yüzleşmemek adına bazı kaçınma ve “güvenli davranışlar” geliştirdiklerini öne sürmektedir. Bunlara ek olarak, beynimizin problemi alt-bilince gerçekte olduğu gibi kaydetmediğini ve aldığı verileri genelleyerek, silerek ve çarpıtarak değiştirdiğini ve değiştirilmiş haliyle hafızaya yerleştirdiğini söylemektedir. Erickson’ın tanımladığı bu süreç Bilişsel Terapi’deki “(bilişsel hatalara)” denk düştüğü görülmektedir. Detaylı inceleyecek olursak;

o   Genelleme; yaşanan deneyimin tümü yada bazı parçalarından yola çıkarak, deneyimden bağımsızlaşan genel kurallar oluşturma

o   Silme; Deneyimin bazı boyutlarına önem verip, kalanlara önem vermeme

o   Çarpıtma; Deneyimi gerçekte olduğundan farklı algılama

Erickson, terapide  kişiye durumu sorduğumuzda bize bu değiştirilmiş gerçekliği anlattığını fakat, dilin (düşünce-konuşma) kendi başına bir deneyim ya da gerçeklik değil, deneyimlenen gerçekliğin temsili (otomatik düşünce) olduğunu ileri sürmektedir. Terapide, kişiye doğru sorular sorarak genellemeler, silmeler ve çarpıtmaların sorgulatılabileceğini; kişinin, otomatik olarak aktive olan bağlantılarını gözden geçirmesi ve değiştirmesinin sağlanabileceğini söylemektedir (alternatif düşünce-sokratik sorgulama-erişkin ego).

ÖRNEK-1: H:  Kimse beni sevmiyor

                   T: Kimse mi?

                   H: Aslında annem seviyor...

 

ÖRNEK-2: H: Ben başarısızım

                   T: Kime kıyasla?/Tam olarak hangi alanda?/Tam olarak nasıl?/Her zaman mı? 

 

Sonuç olarak, her problemin alt-bilinçte kayıtlı bir geçmişi (şema), bir de bilinç tarafından mantık çerçevesinde değerlendirilen geleceği vardır; geçmişin kayıtlı bağlantının-assosiasyonun etkisini azaltırsanız geleceği de değiştirebilirsiniz. Bunu yapmak için kişinin şu ana kadar otomatik pilotta kullandığı becerilerini ve sınırlarını –assosiasyonlarını (ara inançlar, varsayımlar) şimdiki zamanda sorgulanması ve genişletilmesi gerekir. Öte yandan,  eğer sınırları doğrudan sorgularsanız eleştirel faktörle karşılaşırsınız (bilişsel filtre); dolaylı sorgulatma, benzetmeler, metaforlar ve özel dil kalıpları kullandığınızda ise kişi kendi çözümünü kendi bilinçaltında kendisi üretir (örtülü alternatif şema aktivasyonu).

Erickson’a göre, terapide duygu ortaya çıkmalı (düzeltici duygusal yaşantı) ve duygunun ortaya çıkması için terapide ‘artfully vague’ bir belirsizlik olmalıdır; belirsizlik sorgulamayı canlandırır, sorgulama ise genelleme, silme ve çarpıtma ile oluşturulan dissosiasyonu düzeltebilir (alternatif düşünce, sokratik sorgulama, bilişsel hataları düzeltme). Erickson’ın çoğunlukla indirekt-çıkarımsal indüksiyon kullanmasının sebebi de bu savına dayanmaktadır. Direkt indüksiyonlar ve terapötik telkinlerin dissosiasyon ile sağlanan duygusal dengeler için daha tehdit edici olduğunu, direnç oluşturduğunu ve kolay kabul edilmediklerini düşünmektedir. Hipnoterapide, gergin durumdan rahat duruma geçiş kişi için yeni assosiyasyon ve bir değişim modeli oluşturmaktadır ve kişi bu deneyimi kendi ‘değişebilirim’ modelini oluşturmak için kullanmaktadır. Milton Erickson’ın öne sürdüğü terapi değişim modelindeki amaç; bilinçli dirençleri sorgulamayarak, bypass etmek ve alt-bilincin farklı assosiasyonlar kurarak yeni çözümler üretme kapasitesini harekete geçirmektir. Kişi birini dinlerken, hem bilinç (iç-konuşma, düşünme) hem de alt-bilinç (görüntü-assosiasyon) aktif olarak dinlemektedir. Alt-bilinç, bilince göre çok daha hızlı harekete geçmektedir. Kişiyle bağlantı alt-bilinç seviyesinde kurulmalıdır çünkü alt-bilinçteki kayıtlar problemin sürmesinin ana kaynağıdır. Alt-bilinç yeni assosiasyonlar kurma, aynı olayda farklı assosiasyonları harekete geçirebilme gibi güçlü bir çözüm yeteneği ve yaratıcılık sahibidir. Alt-bilinçle/dirençle – eleştirel faktörle çatışmadan, senkronize olup kalıplaşmış asosiasyonların bozulması gerekmektedir.

Özetle, bir uyaran karşısında kişide bu uyaranla ilgili bir düşünce oluşuyor. Eğer oluşan düşünce kendi inanışları ile uyumlu değilse reddediliyor; benzer ise assosiasyon kuruluyor, bilineni korumaya çalışan eleştirel faktör bypass ediliyor, alt bilince aktarılarak yanıt oluşturuluyor.  Kişi hipnoza girdikçe eleştirel faktör gelen bilgiyi daha az analiz ediyor ve değişim oluşturabilecek yeni assosiasyonların ortaya çıkması kolaylaşıyor. Eğer mümkünse, eleştirel faktörü gözlemci ama ‘yarar görebilirim’’ havasında tutmalıyız… Bizim işimiz çözüm odaklı uyaranları alt bilincin kabul etmesini kolaylaştırabilecek bir zihin yapısı oluşturmak -indüksiyon ve derinleşme ile bu yolu açıyoruz aslında- ve  kişinin kendisine uygun yeni fikir ve imajinasyonlar canlandırmasına yardım etmek.

 

Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi; Seans Yapısı

Çoğu Bilişsel-Davranışçı Hipnoterapi seansınında aşağıdaki basamaklara göre terapi seansının yapısı oluşturulur. Seans başında ele alınacak konu ve ele alınma şekli belirlenirken, ileriki kısımlarda ise telkin kullanılarak hipnotik zihin yapısı oluşturulur ve terapötik mesaj tekrar tekrar verilir.

Ø Seans başları- ön konuşma

•      Güven oluşturma-bağ kurma

•      Kimler uygun-Telkin edilebilirliği test etme

•      Hipno-BDT hakkında bilgilendirme

•       Hipnoz altında ele alınacak konuyu saptama ; konunun ele alınma şekli ve yapılacak canlandırma üzerinde anlaşma (Bilişsel terapi-ABC modeline göre yapılan bir seans başı değerlendirme örneği aşağıdadır)

Ø Hazırlayıcılar

Ø İndüksiyon

Ø Derinleşme (opsiyonel)

Ø  Terapötik telkin-zihinde canlandırma (örneğin, bilişsel modele göre oluşturulan yukarıdaki senaryo zihinde canlandırılır)

Ø Hipnozdan çıkma

Ø Post Hipnotik telkin (örneğin, oluşturulan senaryonun günlük hayatta nasıl gerçekleşebileceğine yönelik konuşulur, telkinler verilir)

 

Bu aşamaların ilki, seansın gündemi ve amacı çerçevesinde hastalar ile yapılan ön konuşmayı içermektedir. Hipnoterapi seansının en önemli kısmı bu kısımdır.  Birinci hipnoterapi seansı için bu ön konuşma, hastayla terapötik işbirliğinin kurulmasını yani güven oluşturmayı, hipnoz hakkında bilgilendirmeyi, kişinin gerçek dışı beklentilerinin gerçeğe çekilmesini, hipnoz hakkındaki mitlerin düzeltilmesini ve kişinin telkin edilebilirliğinin test edilmesini içermektedir. Sonraki seanslarda ise ön konuşma kısmı seansın gündemine göre hipnoz altında ele alınacak konunun saptanmasını ve/veya konunun ele alınma şeklini ve yapılacak canlandırma üzerinde anlaşmayı içerir. Seans başında kişinin kabul ettiği bir senaryo üzerinde anlaşılır. Bu senaryo kişinin kendisinin kabul ettiği ve istediği bir senaryo olmalıdır. Birlikte oluşturulan bu senaryo, kişi derinleşmiş hipnozdayken yani zihni karşı taraf tarafından yüksek oranda etkilenirken (hipnotik zihin yapısı oluştuktan sonra; odaklanma kapasitesi ve beklentisi arttıktan sonra) yerleştirildiğinde değişimin oluşma olasılığı artar. Seansın izleyen kısmınlarının genel amacı üzerinde anlaşılan telkin ve canlandırmanın yerleştirilmesi olarak özetlenebilir.

Hipnoterapinin Etkinliği ve Bilişsel Davranışçı Terapilere Eklenmesi

 

Hipnoz konusundaki bilimsel araştırmalar psikoloji biliminin ortaya çıkışından bile çok öncelere dayanmaktadır. Benjamin Franklin’in 1784 yılında Mesmerism’in araştırılması için kurduğu bilimsel komiteyi de hesaba kattığımızda, hipnoz alanında 200 yıldan fazla süredir bilimsel çalışmaların yapıldığını söylemek mümkündür.

1980’li yıllardan itibaren, psikoterapilerin etkinliğini araştırmak için meta-analizlerin kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu konudaki ilk çalışma Mary Lee Smith ve ekibi (1980) tarafından yapılmıştır. Smith ve arkadaşları (1980) psikodinamik temelli hipnoterapinin etki boyutunu 1.82 olarak rapor etmişlerdir. Buna ek olarak, hipnoterapinin bilişsel-davranışçı terapiye eklenmesinin tedavinin etkinliğini artırdığını göstermişlerdir (etki boyutu = 2.38). Hipnoterapinin etkinliğini ölçme amacıyla yapılan diğer meta-analizler sonucunda bulunan etki-boyutları Tablo 2’de gösterilmektedir.

Tablo 2 Hipnoterapinin Etki Boyutunu Gösteren Farklı Meta-Analizler

Araştırma

Etki Boyutu (d)

Clum & Bowers (1988)

Davranış değişikliği üzerine yapılan 69 çalışmanın meta-analizi

0.76

Smith et. al. (1980)

19 bağımsız değişken ile yapılan meta-analiz

1.82

Montgommery, DuHamel & Redd (2000)

 

0.74

Rominger et. al. (1996)

36 farklı kontrol gruplu çalışmanın meta-analizi

0.83

Flammer & Bongartz (2003)

133 kontrol gruplu çalışmanın meta-analizi

1.07

 

Bu araştırmalara ek olarak, Tosi ve arkadaşlarının (1992) hipertansiyon hastaları ile yaptıkları bir çalışma da hipnoterapi ve hipnoterapinin diğer psikoterapilere eklenmesi konusunda önemli veriler sağlar.  Bu araştırmada, tansiyon hastaları psikoterapiye alınır ve aldıkları terapinin kapsamına göre 4 farklı gruba ayrılırlar (Tosi, Rudy, Lewis, & Murphy, 1992). 1. Grup kontrol grup olarak kullanılır, 2. Grup ile “bilişsel yeniden yapılandırma” yani hastalıkları ile ilgili negatif otomatik düşünceleri fark edip rasyonel hale getirme üzerinde çalışılır; 3. Gruba “klasik hipnoterapi” uygulanırken; 4. Gruba bilişsel hipnoterapi uygulanıyor. Katılımcılardan semptom düzeylerini belirlemek amacıyla terapi sonrasında belli aralıklarla hem psikolojik (irrasyonel düşünme, öfke kontrolü, öfkenin ifade ediliş tarzı vb.) hem de fiziksel (tansiyon, nabız, renin/sodyum indeksi, plasma vb.) belirleyeciler açısından iki ölçüm alınır. İlk ölçüm terapi sonrası etkiyi belirlemek, ikinci ölçüm ise etkinlik düzeyinin kalıcılığını tespit etmek amacıyla yapılır.

Figür 3 Hipnoterapi etkinlik çalışması grup farkları

Figür 3’te gösterildiği gibi ilk yapılan ölçümde semptomlardaki en fazla azalma diğer 3 grupla karşılaştırıldığında bilişsel hipnoterapi uygulanan grupta görülmektedir. 2. ve 1. Grup arasında bir fark gözlemlenmezken, 3. Grup 1. ve 2. Gruba oranla daha fazla iyileşme göstermektedir. İkinci yapılan ölçümde grup arası farklara baktığımızda; en fazla semptom azalmasının 4. olduğunu, 2. Grubun ise 1. ve 3. Gruba kıyasla daha fazla ilerleme kaydettiğini görmekteyiz. Grupların kendi içlerindeki zamana bağlı değişimlerini incelediğimizde; Grup 1 ve Grup 4’te zamana bağlı bir farklılaşmanın olmadığını görmekteyiz. Fakat Grup 3’te yani sadece hipnoz ile tedavi edilen grupta etkinin zamanla azaldığı, sadece bilişsel yöntemlerle tedavi edilen Grup 2’deki etkinin de zamanla arttığı görülüyor. Bu çalışma ile birlikte hipnozun bilişsel terapisiye eklenmesinin yöntemlerin tek tek uygulanmasına oranla daha etkin sonuçlar doğurduğu hem de elde edilen etkinin uzun süreli olduğu sonucuna varmak mümkündür.

Bu çalışmayı destekler nitelikte, Braun, Gregor ve Tran’ın (2013) Beck’in Bilişsel-Davranışçı Terapi’sine (BDT) göre diğer terapilerin etki boyutlarını karşılaştırdıkları bir meta-analiz çalışması yürütütürler. Beck’in oluşturduğu BDT’yi sıfır noktası kabul ederek diğer terapilerin etkinliğini bu referans noktası ile karşılaştırılır. Bu çalışma sonucunda bilişsel hipnoterapi karşılaştırılan tüm yaklaşımlar arasına en etkili 2. yöntem olarak bulunur. (Bkz. Tablo 3). Bu çalışma ayrıca, hipnozun, bilişsel terapiye eklenmesi ile birlikte terapinin etkinliğinin BDT’ye oranla %20 arttığını da göstermektedir.

Tablo 3 Beck’in BDT sine Göre Terapilerin Etki Boyutu

Hipnozun diğer terapilere eklenmesi ile birlikte etkinliklerinin arttığı çalışmalarla da desteklenmektedir. Hipnoterapinin eklenmesinin yararları aşağıda özetlenmiştir.

 

             


 

Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi’nin etkili olduğu bazı durumlar

·                     Anksiyete hali ve Bozuklukları

·                     Benlik saygısı problemleri

·                     Uyku bozuklukları ve Rüya analizi

·                     Obezite ve yeme bozuklukları

·                     Girişkenlik eğitimi

·                     Eğitim

·                     Pozitif psikoloji (iyi hissetme)

·                     Sporcu ruh sağlığı ve motivasyonu

·                     Post-Travmatik Stres Bozukluğu (PTSB)

·                     Panik Bozukluk

·                     Depresyon

·                     alışkanlıklar (sigara vb..)

·                     Sosyal fobi ve diğer fobiler

·                     Psikosomatik hastalıklar

·                     Çocuk Psikiyatrisi

·                     Ağrı Tedavisi, Analjezi/Anestezi